Gökcan Sanlıman’ı 3 kelimeyle anlatabilir misiniz?
İnsanın kendisini üç kelimeyle özetlemesi zor tabii ama denemek isterim. Evcil, sakin ve pozitif bir insanım. Olayların pozitif yönlerine odaklanmayı zor da olsa öğrendim bu hayatta. Çünkü negatif bakış açısı ile yol alınmıyor. Evcilim çünkü yuva benim kalem, sakinim çünkü kaostan beslenmiyorum. Bu üç kelime beni genelliyor.
“LİSEDE ‘HAVALI MÜZİSYEN ÇOCUK’ İMAJINI BENİMSEMİŞTİM”
Müzik serüveniniz nasıl başladı?
Ortaokulda gitar çalarak başladığımı anımsıyorum. Enstrümanlar arasında ilk başta gitarı kurcaladım. Sevdiğim şarkıları çalmaya çalıştım. Sonra ders almaya başladım. Bir süre ilgimi kaybettim ama annemin mesleği dolayısıyla da stüdyolarda çok bulunuyordum. Gittiğim her yerde bir enstrüman vardı. O yüzden gitar peşimi hiç bırakmadı diyebilirim. Lisede tekrar yöneldim müziğe. Özellikle o yıllar kız arkadaşlarımın ilgisi de devreye girdi. Onları etkilemek için de havalı müzisyen çocuk imajını benimsemiştim. Gruplarda gitaristlik yaptım. Amatör konserlere çıktım. Üniversitede solo olarak devam ettim. Barlarda cover şarkılar çaldım. 2010 yılında bir albümüm çıktı. İsmi ‘Yesterday’, bu albümüm de cover şarkılardan oluşan bir albümdü. Müzik hayatımda hep vardı. O yüzden tam nasıl başladığını hatırlamıyorum. İlkokul sonu, ortaokulun başları gibi müziğe adım attığımı anımsıyorum.
“ALBÜM KENDİ HİKAYELERİMDEN YOLA ÇIKARAK YAZDIĞIM ŞARKILARDAN OLUŞUYOR”
5 yıl sonra ‘Loş Bir Sokakta’ albümü ile müzikseverlerin karşısına çıktınız… Albümün hikayesini yaratıcısından dinlemek isteriz…
Tabii ki… ‘Yaşım Tutmuyor Mutluluğa’ albümün üstünden beş yıl geçmiş. Ben sürekli yaratıcı kalmaya çalışan biriyim. Sürekli not defterimle gezerim. Bütün seyahatlerimde yanımda küçük bir enstrümanım ve bilgisayarım mutlaka olur. Bir üretim hali olursa onu kaydedebileceğim şekilde gezerim. Bu süre içinde de çok fazla fikir ve şarkı birikti haliyle. Pandemide geçirdiğim bir buçuk senelik o atıl zamanlarda bu birikimlerimi, notlarımı, hikayelerimi ve oluşturduğum müzikleri parça parça bir araya getirmek için güzel bir fırsat yakaladım. ‘Bir Dokun Bin Aşk İşit’ albümün ilk şarkısı. 2016 yılında yazmıştım bu şarkıyı. Gerçek bir hikayeden çıkan bir şarkı oldu. Sözleri kendini anlatıyor zaten, platonik bir aşk var o şarkının içinde. Albümün geneli daha önceki röportajlarımda da anlattığım gibi kendi hikayelerimden yol çıkarak yazdığım şarkılardan oluşuyor.
Benim için en önemli tarafı bu albümün. Söz yazarlığımı geliştirmeye çalıştığım bir albüm oldu. Ben zaten şarkı yazarı olmak üzere bu yola çıktım. En başından beri şarkılarımda sözlere çok dikkat ederim. Fakat önceliğim sözlerken şimdi yeni yeni beat’lerin ve farklı sound’ların dünyada ön plana çıkmasıyla beste tarafına merak saldım.
Yine de bir hikaye anlatıcısı olmayı ve böyle anılmayı istiyorum. Kariyerimdeki en önemli hedefim de budur. Kariyerimde bir dinleyici, “Evet bu Gökcan Sanlıman şarkısıdır.” desin istiyorum.
“ÇOĞU ŞARKI FLÖRTÖZ RUH HALLERİ BARINDIRIYOR”
Sanlıman, daha sonra yeni albümüyle ilgili şu bilgileri aktardı:
Albümün prodüktörü Alper Atakan. Aranjmanlarını beraber yaptık. Bu altyapılar benim evde oluşturduğum fikirlerden yola çıkarak oluşturuldu. Çoğu canlı çalınan enstrümanlardan oluşuyor. Hatta bu fikirler yeni bir albüm için bana fikir dahi verdi. Yeni çıkartacağım ‘Gökcan Sanlıman Live’ albümüyle 10 yıllık müzik kariyerimdeki dört albümümden seçtiğim şarkıların yeni sahne yorumları ve aranjmanlarının yer aldığı yepyeni bir albüm çıkartacağım Şubat ayı içinde. Orada da modern sound’lara yer veriyoruz. Çoğu zaman sahnede de bu şekilde çalıyorum. Bu albümde Alexei Tintaru, Tolga Görsev ve Rıza Erekli gibi önemli aranjörler ve vokal koçu Doğan Duru var. Uzun vakitte kaydedilen bir albüm olduğu için şarkıların birçok değişik yorumu oldu. Finalize etmek ise Alper Atakan’a düştü. Çok güzel ve uyumlu çalıştık kendisiyle. Çok değerli bir müzisyen, kendisiyle çalıştığım için çok mutluyum. Albüm yer yer yırtıcı yer yer romantik yer yer ise enerjik bir çalışma oldu. En çok yırtıcı tarafını çok seviyorum albümün. Çoğu şarkı flörtöz ruh halleri barındırıyor. Sahneye uyarlaması rahat ve kolay oluyor.
Albümde ‘Bunun yeri bende çok ayrı’ dediğiniz bir şarkı var mı?
Hepsi benim için çok değerli… ‘Bir Dokun Bin Aşk İşit’ ve ‘Gece Yarısı Benim Adım’ ise içlerinden sıyrılan anlamı daha farklı şarkılarım arasında. Hikayelerini iyi anlatabildiğim, düşüncelerimi sözlere iyi dökebildiğim ve anlatımlarını güçlü aktarabildiğim şarkılar oldu. Onun için önemli bu şarkılar.
“BU ŞARKIYI HER DİNLEDİĞİMDE BENİ ACITIR”
Neden bu şarkı, özel bir hikayesi var mı?
İkisinin hikayesi de çok önemli. ‘Gece Yarısı Benim Adım’, bir gece bir bardan hayata karşı çok umutsuz bir şekilde hissederek eve yalnız döndüğüm bir zamanda kalemi ve kağıdı elime alıp yazdığım bir şarkı oldu. O an ‘Bu hayatta son sözlerini yazarsan ne yazardın?’ düşüncesiyle döküldü şarkılar. Bu şekilde kendini var eden bir şarkı oldu ‘Gece Yarısı Benim Adım’ ve bunun için çok özeldir. ‘Bir Dokun Bin Aşk İşit’ de gerçekten aşık olduğum yegane kadınlardan birine yazdığım bir şarkı. Platonik bir aşkın şarkısı. Tamamına ermedi hayatımda o ilişki. Bu şarkıyı her dinlediğimde beni acıtır. Bu iki şarkım çok özel.
“KLİPTE OYNAMASI İÇİN BİR HAYRANIMDAN RİCADA BULUNDUM”
Albümün ikinci şarkısı ‘Bi T-Shirt Bi Kot’un klibinde bir hayranınızla kamera karşısına geçmiştiniz…
Kemal Başbuğ çekti o klibi. Çok sıkışık bir dönemde çektik sayılır. Şarkının yayınlanmasına az bir zaman kalmıştı o yüzden çok iyi bir senaryo yakalamaya vaktimiz olmamıştı. Bize şarkının sözleri gereği çok zor bir klip hikayesi gerekmiyordu. Hızlı bir klip çekmemiz gerekti. Ben de gerçek bir klip olsun istedim. Bir hayranımdan ricada bulundum. Şarkıyı önceden dinlettim. ‘Bu şekilde bir fikrimiz var içinde olmaktan keyif alır mısın?’ diye konuştuk. Klipte benim olacağımı bilmiyordu. ‘Tek plan çekilecek bir klip’ diye konuşmutuk. Klibin sonunda ben beliriyorum. Bunu bilmiyordu. O da çok şaşırdı bu duruma. Kameraya yansıdı o anlar. Kemal bu şekilde çekileceğini biliyordu. Kamera bende devam etti. Klibi bu şekilde bitirdik. Çok kolay oldu benim için klip. Ortaya doğal ve güzel bir şey çıktı. Klibimizin bazı yerlerinde kızımız sözleri karıştırıyor. Hiç dokunmadık bu hallerine. Gerçek bir çalışma oldu.
“GÜZELLİĞİN HER HALİ BANA İLHAM VERİR”
Albümde birçok detayda sizin imzanız yer alıyor.. Size ne ilham verir?
Bana insanlar, diyaloglar, kadınlar ve estetik duygusu ilham veriyor. Estetik duygusu yüksek olan bir insanım. Güzelliğin her hali bana ilham verir.
“ESKİ AŞKLARIMI HATIRLAMAK ACI VERMİYOR”
Daha önceki bir açıklamanızda albümdeki “Çoğu sözde bazen günübirlik aşklarımı bazen ise derin duygularımı tasvir ettim.” demiştiniz.. Şarkıları dinlediğinizde ‘eski aşkları’ hatırlamak sizi üzmüyor mu?
Duygulardan beslendiğim için aslında benim için duyguları hatırlamak ve o duygu belleği çok önemlidir. Her zaman çalkantılı bir hayatınız olmuyor. Bazen güvenli limanlara demir atıyorsunuz. Oralarda ilham bulmak ve yaratmak çok zor oluyor. İnsan tam da bu noktada anılarından besleniyor. O yüzden eski aşklarımı hatırlamak benim için acı verici değil aksine gülümseyebileceğim bir sebebe dönüşüyor. Melankoliden besleniyorum bir yandan da. Bana bu ruh halleri iyi geliyor. Anılar bu yüzden çok önemli. Bunlar benim için beslenme kaynağı. O yüzden bu işi yapıyorum. Anılarımı kayda geçiriyorum ve müzik aracılığıyla dünya ile paylaşıyorum. Bu da duygusal ve duyarlı kalmamı sağlıyor. Günümüzde unutulmuş gibi ama ben herkesi duygusallığa, duyarlılığa ve nezakete davet ediyorum.
‘Loş Bir Sokakta’ albümünü özetlemenizi istesek bu hangi şarkı olurdu?
Çok net ‘Gece Yarısı Benim Adım’ olur.
“ŞARKILARIMDA KENDİMİ YAZIYORUM”
Ürettiğiniz şarkıların dinleyiciler üzerinde nasıl bir etki bıraktığını düşünüyorsunuz?
Ben samimi bir şekilde lafı uzatmadan, hissettiğim, şahit olduğum ve kimi zaman bana ters gelen, kimi zaman hoşuma giden hikayeler yazmaya çalışıyorum. Bu hikayelerin insanlar üzerinde ne etki yaratacağını ben öngöremem ama nasıl bir etki yaratmasını istediğimden söz edebilirim. Hani bir şarkıyı dinlediğinizde buruk bir duygu hissedersiniz ve o şarkıyı başa alırsınız ya tam da işte böyle bir şey yaşansın isterim. Ben bir insan şarkımı ilk defa dinlediğinde hemen geçmesin isterim. Benim o şarkıda anlattığım duyguya eğer iyi yazabilmişsem, o duyguları iyi ifade edebilmişsem ve sözlerini gerçek bir şekilde süsten uzak bir duygu ile aktarabilmişsem, o şarkının insanda buruk bir tat bırakmasını isterim. Şarkı bittiğinde tekrar dinlemesini ve playlist’inde uzun yıllar o şarkıya rast gelmesi çok değerli olur. Kalıcı şarkılar yazmak isterim. İnsanları gülümsetmek ve buruk duyguları da onlara hatırlatmak isterim. Aslında şarkılarımda kendimi yazıyorum ama insan duyguları çoğu zaman ortak. Bu genellikle günün sonunda bir alışveriş haline geliyor. Şarkılarımın insanların hayatlarında yer etmesini isterim.
“MÜKEMMELLİYETÇİYİM”
Bir şarkının oluşmasında uyguladığınız standart bir süreç var mıdır?
Hayır bu yüzden uzun sürüyor benim albüm aralarım. Matematik kullanmıyorum sanatta ama algıyı açık hale getirmek için bazı formüller var, onlardan yararlanıyorum. Standart bir çalışma sürecim yok. Bazen önce sözü yazıyorum bazen ise önce müzik geliyor. Bazen bir şarkıyı bir saatte bitiriyorum bazen beş yıl sürüyor bir şarkının bitmesi. Mükemmeliyetçi bir yazarım. Her yazdığımı şarkı zannetmiyorum. İnce eleyip sık dokuyorum fikirlerimi. Bu süreci standardize edemem. Eğer edersem kendimi tekrar etmiş olurum.
Peki bir şarkının size göre kalitesini ortaya çıkaran en temel öğe ne?
Müziği, sözleri ve insanın üzerinde bıraktığı duygu kalıntıları önemlidir. Üçünden birini seçmem gerekirse sözler ve o şarkının hikayesi benim için çok önemli olurdu.
Müzik hayatında veya özel hayatta size verilen en iyi tavsiye nedir?
Kendi işini kendin yapacaksın!
İyi veya kötü hepimizin bazı dönüm noktaları oluyor… Sizi daha güçlü bir insan yapan son deneyiminiz neydi?
İnsanlara çok güvenmiyorum. Onun için işimi hep sağlama almışımdır. Kendi işini kendin yapmak aldığım önemli tavsiyelerin başında gelir. Kimseyi beklemeyeceksiniz. Kimseye işinizi emanet etmeyeceksiniz. Her şeyi tekrar tekrar kontrol edeceksiniz. Güçlü, eleştirilere açık ve dayanaklı olacaksınız. Sanatı bir sektör olarak tarif etmeyi sevmiyorum ama rekabetin yüksek olduğu bir sektör. Özellikle teknolojinin ve modern çağda sosyal medyadaki bilgi akışının ve bilgi kirliliğinin çoğalmasıyla şarkılar ve fikirler çok çabuk tüketilir hale geldi. Çok seri üretime geçildi ve onun için standardize ediliyor bence tüm şarkılar. Tek tip şarkılar, çoğuna dans müziği diyorum. İş biraz fabrikasyon bir hal aldı. Bunların farkındalığında olmak insanı güçlü kılıyor. Bunlar dışında beni güçlü kılan şey spor oldu. Çok yalnız kaldığım bir zamanda yeni bir dövüş sporuna başladım. Muaythai sporu. Dünyada çok yalnız olduğumu düşündüğüm bir zaman aralığıydı bu. ‘Artık kendimi koruyacağım, birey olarak ayakta kalacağım’ dedim. Özel hayatımdaki bir durumdu bu. Kendi işimi kendim yapmaya başladığımdan beri buna inanıyorum. Öncelikle insanın kendi kendini beğenmesi gerekiyor. Aslında yarışmanız gereken yegane kişi kendinizsiniz. Çelik gibi siniriniz olmalı ve güçlü kalmanız gerekiyor. En son kendimle olan yüzleşmememde bu duyguları yaşadım.
“TEOMAN’IN ÜZERİMDE EMEĞİ ÇOKTUR”
Anneniz Funda Sanlıman, uzun bir süre Teoman’ın menajerliğini yaptı. Müzik serüveninizde Teoman’ın yerini anlatır mısınız?
Teoman’ın şarkılarıyla büyüdüm. İlk albümünden beri annem onunla çalışıyor. Kariyerine de bire bir tanıklık ettim. İlk albümüm ‘Soğuk Temmuz’un prodüktörüdür kendisi. Sosyal hayatta sıkça bir araya geliriz. Ustamdır kendisi… Acımasız da olsa eleştirilerine, fikirlerine çok önem veririm. Şarkılarımı ilk ona dinletirim, kariyerimi ona sorarım. Köşe başlarında beni yakalayıp, hep doğruya yönlendirmiştir. Üzerimde emeği çoktur. Ona saygım sonsuzdur.
Müziği bir kenara bırakacak olsaydınız hayatta en çok ne yapmak isterdiniz?
Dünyayı dolaşmak, insanlarla tanışmak ve daha çok dil öğrenmek isterdim. Görsel tarafta da bir şeyler yapabilirdim bu arada. Bunları bütünleştirdiğimde dünyayı fotoğraflamak olabilir bu sorunun cevabı.
Playlist’nin vazgeçilmez şarkıları neler?
It’s Not – Aimee Mann
Texas Sun – Khruangbin, Leon Bridges
Liberta – Pep’s
Amalgame – Les Respectables
Ready to Start – Arcade Fire
