Büyük şirketlerde çalışanların kâbusu: Plaza migreni… ‘İşimi bırakmayı bile düşündüm’

featured

“Ofise girer girmez başım ağrıyor, bütün gün baş ağrısından konsantre olup işime odaklanamıyorum. Pencere açamıyoruz, temiz hava alalım desek dışarıya gidip gelmemiz yarım saat sürüyor. Bu ağrı yüzünden işimi bile bırakmayı düşündüm…”

Bu ve benzeri şikayetleri plazalarda çalışan pek çok insandan duyuyoruz. Plazalarda güvenlik nedeniyle pencerelerin açılmaması, yoğun miktarda ışığa ve elektriğe maruz kalmak, uzun süre hareketsiz kalmak ve az sıvı tüketmek plaza migrenini tetikleyen unsurlar arasında…

Ofiste olduğu sürece yaşadığı baş ağrısının nedenini bir türlü anlamlandıramayanlar da var, sorunun farkında olup bu baş ağrısından kurtulmak için işini bile değiştirmeyi düşünenler de… 

Biz de hem plaza çalışanlarının ağzından yaşadıklarını dinledik hem de Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Meliha Tan’dan bu sorunun çözümüne dair değerli bilgiler aldık.

* * * * *

‘BU AĞRIDAN KURTULMAK İÇİN İŞİMİ DEĞİŞTİRMEYİ BİLE DÜŞÜNDÜM’
Gizem S. (38)

Ben yıllardır bu sorunla mücadele ediyorum, sürekli ağrı kesici kullanıyorum ama bana mısın demiyor. İlk zamanlar normal bir baş ağrısı sanıyordum ama gittiğim bir doktor çalışma ortamımı sorunca taşlar yerine oturdu.

Yaklaşık 5 yıldır bir plazanın 15’inci katında çalışıyorum. Sabah dokuzda girip akşam altıya kadar gün ışığını göremiyorum. O kadar süre boyunca binanın içindeyim ve bazen aldığım nefesin yetmediğini hissediyorum. Binada her ne kadar havalandırma olsa da pencereden gelen temiz hava gibi olmuyor.

Zaten bence başımın ağrısının nedeni tam olarak temiz hava alamamaktı. Alt katlarda çalışanlar asansöre binmeye gerek kalmadan günde 2-3 kez hava almaya çıkabiliyordu ama biz bir kere çıkmaya kalksak molamızın yarım saatini asansör beklerken yiyorduk. O eziyeti çekmektense binada kalmayı tercih ediyordum. İşte bu yüzden nedenini bir türlü anlamadığım baş ağrılarım vardı. Doktorun soruları ve teşhisi ile nihayet sorunumun ne olduğunu anlamıştım. O kadar şiddetli ağrılarım oluyordu ki bir ara işi mi bıraksam acaba diye bile düşündüm. Tahammül edemiyordum çünkü. “Ufak bir şirkete girer, arada dışarı çıkar toprağa basarım, hava alırım” diye düşündüm ama tabii iş bırakmak öyle kolay olmuyor.

İş arkadaşlarım da benim gibi hiç dışarı çıkmıyorlar ama onların başı neden benimki gibi ağrımıyor anlamıyorum. Neyse ki doktorumun tavsiyelerine uyup dediklerini daha bilinçli bir şekilde yapmaya başlayınca yavaş yavaş ağrılarım hafiflemeye başladı. Gün içinde ne olursa olsun üşenmeden en az 2 kez mutlaka açık havaya çıkmayı ihmal etmedim, fırsat buldukça hareket ettim, bol su içtim. Artık psikolojik midir bilmem ama daha ilk günden baş ağrım azalmaya başladı. Şimdi artık yok denecek kadar az ağrı oluyor arada.

Yani bu ağrıdan kurtulmanın tek çaresi iş değiştirmek değilmiş, yapacağınız değişikliklerle bunun önüne geçebilirsiniz.

‘OFİSİM BENİ TAM ANLAMIYLA HASTA EDİYOR!’
İrem K. (29)

Ben hayatımda hiç başımın ağrıdığını bilmezdim. Ta ki çok katlı, pencerelerin açılmadığı, kalabalık bir iş yerinde çalışmaya başlayana kadar… Daha önce hep küçük ofislerde, havadar mekânlarda çalışmıştım. Yaklaşık altı yıl önce büyük bir şirkette işe girdim. İşe başladıktan bir süre sonra, neredeyse her gün özellikle öğleden sonraları baş ağrısı yaşamaya başladım. Bir iki derken bu durum aylarca devam etti. En sonunda bir nöroloğa görünmeye karar verdim. Doktor benden beyin MR’ı istedi. MR sonucunda ise migren teşhisi kondu. İlaç tedavisine başladık. O zamandan beri de migren tedavim devam ediyor. Çünkü aynı şirkette çalışıyorum ve ofisim beni tam anlamıyla hasta ediyor!

İlaç tedavisi sayesinde baş ağrılarım azalsa da gün içinde sık sık temiz hava alma ihtiyacı duyuyorum. Uzun süre kapalı ve kalabalık ofiste kalınca ne kadar ilaç içersem içeyim ağrıların önüne geçemiyorum. Bazen migrenden kurtulmamın tek yolunun istifa etmek olduğunu düşünüyorum...

‘HAVASIZ HAVALI PLAZALARDA HASTA OLUYORUZ’
Pelin K. (42)

Normal ofisimizden plazaya taşınacağımızı duyduğumuzda çok sevinmiştik, malum yirmili yaşların başında, iş hayatına yeni atılmış, çoğunluğu gençlerden oluşan bir sektörün iyi firmalarından biriydi bizim şirket. Hem daha havalı hissedecek hem de topuklularımızı plaza katlarında tıkırdatacaktık. İşte o yüzden havalara uçuyorduk ama meğer tek havamız o olacakmış, havaya hasret kalacakmışız haberimiz yokmuş.

Güle oynaya taşındığımız plazamızda her gün ağlar olduk. Kimsenin umduğu gibi olmadı, ilk günlerden söylenmeye başladık. İlk hafta lenslerim kuruyup gözümden düşmeye başladı. Bina boydan boya camdı, dışarıdan bakınca içiniz açılıyordu ama camlar hiç açılmadığı için bizim içeride içimiz daralıyordu. Sigara içmek için gidilen yangın çıkışına bile havalandırmayla temiz hava veriliyordu. Yemekhanemizin de binanın en alt katında olmasından dolayı gün boyu hiç temiz hava alamadığımız modern hapishanemiz olmuştu havalı plazamız. 

Biz işimiz gereği yılın yarısını ofis dışında firmalarda geçiriyorduk, plazaya taşındıktan sonra ofise gelme olayını azaltabildiğimiz kadar azalttık. Her geldiğimizde sırayla grip olduğumuzu, uzun saatler çalıştığımız için baş ağrılarımızın hiç azalmadığını fark ettik, havalı ve migrenli beyaz yakalılar olarak devam ettik uzun süre çalışmaya. Plazada çalıştığımız süre boyunca hep başım ağrıdı, akşamları da bu ağrı devam etti. Eşim artık ben kapıdan girer girmez “Dur tahmin edeyim, başın çok fena ağrıyor değil mi?” diye dalga geçiyordu. Birkaç yıl sonra bizim bölüm plazadan bahçe içinde iki katlı ahşap bir binaya taşındı da kendime geldim. Bir daha da plazada çalışmak istemem, Allah düşürmesin.

‘BÜYÜK OFİS BÜYÜK BAŞ AĞRISIYMIŞ’
Sanem Ö. (36)

Ben hep küçük firmalarda çalıştım, 15-20 kişilik küçük şirketlerdi dolayısı ile ofislerimiz de hep küçüktü. Ama bir noktada işimde iyice deneyim kazandığım için daha büyük firmalara geçmek istedim. Nereden bilebilirdim ki büyük iş yeri büyük baş ağrısıymış. Başvurduğum büyük şirketlerden birinde işe başlamam pandeminin başladığı ilk günlere denk geldi. Yani şehrin göbeğinde, o hayalini kurduğum plazada salgın nedeniyle çok kısa bir süre çalışabildim ve evden çalışmaya başladım.

Ofise geri dönüş zamanı geldiğinde sevinçten havalara uçtum. Yeni iş yerim için aldığım yeni kıyafetleri giyecek, evde pijama ile dolaşmaktan kurtulacaktım. Ofise tam dönüş yerine hibrit çalışma sistemine geçildi. Yani haftada 2 ya da 3 kez ofise gidiliyor diğer günler evden çalışılıyordu. Bu yeni düzeni de çok sevdim ve hemen uyum sağladım. Gelgelelim koşa koşa gittiğim ofise girer girmez başıma bir ağrı saplanıyor, ne yaparsam yapayım geçmiyor. Önceleri anlayamadım ama diğer günler hiçbir sorun yokken sadece ofise gittiğim günlerde yaşadığım bu müthiş baş ağrısı “Acaba çalıştığım plazadan mı kaynaklanıyor?” diye sorgulamama neden oldu. Bunun için bir doktora gitmedim ama artık iş yerinden kaynaklandığına eminim. Sadece işe gittiğim günlerde yaşadığım baş ağrısının başka bir açıklaması olabilir mi zaten?

* * * * *

Yaşayanların hikayelerinden de anladığımız gibi plazada çalışan pek çok insan gerilim tipi baş ağrısından ve migrenden şikayetçi. 

Plaza ortamlarının, genellikle güneş görmeyen, penceresiz ve temiz hava almayan klimalı ortamlar olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Meliha Tan, bu ortamlarda masa başında, stresli bir ortamda fazla hareket etmeden çalışmanın baş ağrılarının yanı sıra, fibromiyalji gibi vücut ağrılarına, tükenmişlik sendromu gibi psikolojik sorunlara da neden olduğunun altını çizdi. 

Prof. Dr. Tan; özellikle kapalı, temiz hava almayan ortamların, ayrıca yapay havalandırmanın kas iskelet sistemini etkilediğini, bilgisayar başında hep aynı pozisyonda kalmanın boyun yapılarını etkileyerek baş ağrıların tetiklenmesine yol açabileceğini ifade etti.

Peki, yoğun ışık ve elektriğe maruz kalmak da migreni tetikleyen unsurlar arasında mı?

Özellikle doğal ışıktan farklı olan parlak ışıkların önemli migren ağrısı tetikleyicilerinden biri olduğunu ifade eden Tan, vücudun fazla statik elektriğe maruz kalmasının, bedensel ve zihinsel yorgunluğa, kas ağrılarına ve kaslarda krampa neden olabildiğini, bu durumların da, ağrı sistemlerini uyararak gerilim tipi ağrıları veya migren ağrılarını başlatabildiğini söyledi.

Uzun sürelerle göz hizasının altındaki bir cisme bakıldığı zaman, başın öne doğru pozisyon aldığını bunun da hem boyun kaslarını hem de omuz ve sırt kaslarını yorarak kasları zayıflatıp sertleştiğini ifade eden Tan, bu durum boyun ağrıları/problemleri ile sonuçlandığını, migren ağrılarının şiddetlenmesi ve sıklaşmasına neden olduğunu belirtti.

Tan, yatkınlığı olan kimselerde aşırı stres, aşırı çalışma, su içmeme ve hareketsizlik sonucu gerilim tip baş ağrıları veya boyun ağrılarının tetiklendiğini ve bu durumların migren ağrılarının artmasına ve kronikleşmesine yol açtığını söyledi.

Kimleri daha çok etkiliyor? Hangi faktörler riski artırıyor? Migren kadınlarda neden daha sık görülüyor da erkekleri nadir etkiliyor?

Prof. Dr. Meliha Tan, bu sorumuza şöyle yanıt verdi:

“Migrenin nedenlerinin en başında genetik faktörler gelir. Yakın akrabalarında migren hastası bulunan kişilerde, migren baş ağrısı olma riski yaklaşık 3 kat artar. Ayrıca fazla migren ağrısının nedenlerinden biri de hormonal değişimlerdir. Bu nedenle migren, kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla görülür.”

Migren atakları çoğunlukla kendiliğinden olarak ortaya çıkabilir ancak bazı iç ve dış tetik faktörler atakların ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Tan, kişiden kişiye değişebile bu bu faktörleri genel olarak şöyle sıraladı: 

–Açlık

–Öğün atlama

–Stres

–Uyku bozuklukları ve düzensizliği

–Güçlü ışık

–Menstrüasyon dönemi

–Yükseklik değişiklikleri

–Hava değişimi ve kirliliği

–Lodos

–Parfüm gibi kuvvetli kokular

–Alkol ve sigara tüketimi

–Sigara dumanına maruziyet

Bazı hastalarda nitrat içeren sosis, salam ve sucuk gibi yiyecekler, çikolata, tiramin yoğunluğu yüksek olan peynirler, başta kırmızı şarap olmak üzere alkol türleri ve soğuk içecekler migren baş ağrısını tetikleyebilen yiyecekler arasında yer alır.

 

Botoks, migrene çare olur mu yoksa geçici bir rahatlama mı sağlar?

Tan, migren botoksunun kronik migrenin tedavisinde oldukça etkin olduğunu, yapılan klinik çalışmaların tamamının, bu yöntemin migren ataklarının sayısında, baş ağrılarının şiddetinde ve süresinde ciddi oranda azalma sağladığını gösterdiğini belirtti.

 

Botoks uygulamasında, küçük iğneler ile baş ağrısına neden olan şakaklar, alın, boyundaki belirli kaslar ve baş arkasına botoks enjeksiyonu yapılır. Botoks enjekte edildiği bölgedeki sinir uçlarına etki ederek ağrı iletiminde rol oynayan kimyasalların etkisini engeller.

TEDAVİ EDİLMEZSE KRONİKLEŞEBİLİR

Kronik migren, migren hastasında baş ağrılı gün sayısının ayda 15 günden fazla olması şeklinde tanımlanır. Tan, migren ağrılarının önce ataklar halinde geldiğini ancak ağrı sıklığı ve süresi artıkça kronikleşerek ve tedavisinin daha zor hale geldiğini belirtti ve epizodik migren hastalarının, ortalama yüzde 3 kadarının kronik migrene dönüştüğünü vurguladı.

migren kronikleşmesinde en önemli risk faktörünün, hastaların ağrı kesicileri aşırı derecede kullanmaları olduğunun altını çizen Prof. Dr. Meliha Tan, plazada çalışanların bu migren ağrılarından kurtulması için önerilerini şöyle sıraladı:

“Stresle baş etmeyi öğrenmek, uyku düzeninin sağlanması, yeterince su içmek, öğün atlamamak, aralarda hareket etmek, açık havaya çıkıp yürüyüş yapmak, stresi azaltmak için nefes egzersizleri yapmak, ağrı tetikleyicilerinden mümkün olduğunca uzak durmak ağrıların azalmasını ve kronikleşmesini azaltmaktadır.”